Türkiye'nin en iyi sağlık internet sitesine hoş geldiniz.

Çölyak Hastalığı Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Çölyak genetik ve çevresel faktörlerin etki eşimi sonucu ortaya çıkan bir ince barsak hastalığıdır. Hastalığa buğday, çavdar, arpa ve kesin olmamakla birlikte yulafta bulunan ve GLUTEN olarak adlandırılan bir amino asit neden olur.

Tanımı, belirtileri, sıklığı

Çölyak genetik ve çevresel faktörlerin etkileşimi sonucu ortaya çıkan bir ince barsak hastalığıdır. Hastalığa buğday, çavdar, arpa ve kesin olmamak-la birlikte yulafta bulunan ve GLUTEN olarak adlandırılan bir amino asit neden olur. Gluten içeren besinler bağışıklık sistemini uyararak barsaklarda iltihaplanmalara neden olur. Bu durum barsakların iç yüzeylerinde sindirim ve emilim için gerekli VÎLLUS adı verilen parmak şeklindeki ince uzantıların azalmasına, kaybolmasına diğer bir deyişle hasar görmesine neden olur. Îşte bunların sonucunda, temel besin ögelerinden karbonhidratlar, proteinler ve yağların sindirimi ve emilimi bozulur.

Îshal, şişkinlik, karın ağrısı gibi şikayetler kendini gösterir. Îlerleyen dönemde ise tedavi edilemeyen veya nedeni bulunamayan kansızlık, kemik zayıflığı, iştahsızlık, kilo kaybı, halsizlik, çocuklarda büyüme-geliş-me geriliği gibi durumlar ortaya çıkar.

Çölyak yaşam boyu devam eden genetik bir hastalıktır. Hastaların %10'unda aile hikayesi vardır. Bazı viral enfeksiyonlar ve stres durumları da hastalığın ortaya çıkma-sına neden olmaktadır. Hastalık yaşamın herhangi bir döneminde tipik belirtilerle başlayabilir ya da çok hafif seyrederek yıllarca gizli kalabilir.

Bebeklik döneminde anne sütüyle beslen-menin ve özellikle yaşamın ilk 6 ayında gluten içeren besinlerden uzak durmanın hastalık riskini düşürdüğü iddia edilmektedir.

Sıklığı ülkeler arasında farlılık göstermektedir. Örneğin İngiltere’de 1:2000-6000 arasında değişirken, Doğu İrlanda’da 1:300, Amerika'da 1:3000-6000 arasında değişmektedir. Bununla beraber, son yıllarda, Avrupa'nın birçok merkezinde has-talık sıklığının azaldığı, aynı zamanda teşhis yaşının da daha büyük yaşlara kaydığı gözlenmiştir. Bu iyimser tabloya kesin olmamakla, hatta karşı çalışmalar olmakla birlikte, 1970'lerin ortalarından bu yana değişen 0-1 yaş dönemi beslenme alışkan-lığının neden olduğu bildirilmektedir. Bilindiği üzere bebek beslenmesinde 0-6 ay ideal olarak anne sütü tercih edilmekte, ek besinlere 6. aydan sonra başlanmaktadır. İlave olarak, pratikte uygulanmasa da gluten içeren besinlerin mümkün olduğu kadar geç ve az miktarlarda başlanması önerilmektedir. Hastalığının kesin tanısı, deneyimli bir gastroenterolog tarafından yapılacak kan tahlilleri ve ince barsak biyopsisi ile konur.

Tedavi

Hastalığın tedavisinde, glutensiz diyet esastır ve uyum çok önemlidir. Diyet eğitimi çocuk ve aile için gereklidir. Genellikle glutensiz diyetle birlikte, hastalık belirtileri birkaç hafta içinde düzelir. Ancak bazı hastalarda iyileşme daha uzun sürebilir. Diyet tedavisinin yanı sıra demir desteği, D vitamini desteği gibi tıbbi tedaviler gerekebilir ya da villus hasarına bağlı olarak gelişen sekonder laktoz entolaransını iyileştirmek için hastalara bir süre süt ve süt ürünlerinden uzak durmaları önerilir.

Glutensiz diyet

Bu diyette buğday, çavdar ve arpada bulunan gluten proteininin olası tüm kaynakları diyetten ömür boyu çıkarılır. Yulafın diyet-ten çıkarılması tartışmalıdır. Pratik uygulamada yulaf çoğunlukla diyetten çıkarılmaktadır. Çünkü yulafın ekildiği tarladan başlayarak, hasat edilme, taşınma, depolanma ya da işlenme süreçlerinde bir şekilde buğdayla bulaşabileceği düşünülmektedir. Buna karşın erişkin çölyaklıların herhangi bir risk olmaksızın, orta miktarda (50-60g ya da 2¬3 dilim ekmek) yulaf tüketebildikleri bildi-rilmektedir. Bu konuda çocuklara ilişkin yeterli ve açık bilgi olmadığından, çocukların diyetinde yulafa halen yer verilmemektedir. Öte yandan yulaf ve ürünleri, Îngiltere'de çölyaklılar için çıkarılan yıllık serbest besin listesinde yerini almıştır. Beslenme alışkanlığı tahıla, özellikle de buğdaya dayalı toplumlarda, ekmek, makarna, bulgur, tarhana, şehriye, bisküvi, bö¬rek, kek, kurabiye, simit vb. besinlerin diyetten çıkarılması, diyete uyumu zorlaştırmaktadır. Anne-babaların bu konuda çocuklarını dikkatli izlemeleri ve destek olmaları gerekmektedir. Diyetten çıkarılan besinlerin yerine ikamelerinin konması, diyeti zenginleştirmekte ve uyumu kolaylaştırmaktadır.

Buğday unu besin endüstrisinde çok kullanılır. Bazı besinlere kıvam verici/katılaştrrıcı, bazı besinlere dolgu malzemesi olarak katılır. Lezzet verici ve baharatlara ise tat arttırıcı olarak eklenir. Bu nedenle anne-baba ve çölyaklı çocukların hazır besinlerin içeriklerini çok iyi okumaları, çok küçük miktarlar için bile hassas olmaları önemlidir. Gluten içeren pek çok besinin ya da yemeğin diyetten çıkarılması yanında, evlerde çölyaklılar için yapılan özel ya da ayrı yemekler de diyete uyumu zorlaştırmaktadır. Bunun çin mümkünse çölyaklı çocuklar için özel ya da ayrı yemekler hazırlanmamalı, hazırlanan besinler sadece çölyaklı çocuklar için değil, tüm ev halkı için hazırlanmalı ve birlikte tüketilmelidir. Böyle bir uygulama, çölyaklı çocukların kendilerini yalnız ve mutsuz hissetmelerini önleyecektir.

Doğum günü partileri, arkadaş toplantıları ya da dışarıda, restorantda yemek yemek gibi sosyal aktiviteler, çölyaklı çocukların an-ne-babaları için endişe kaynağı olmaktadır. Böyle durumlarda, çocuğun yemeğini yanında götürmesi, kolaylık sağlamaktdır. Glutensiz diyette çocukların en çok zorlandıkları noktalardan bir diğeri, atıştırmalıklardır. Çünkü pek çok atıştırmalık besinin kendisi (örneğin bisküviler, krakerler, simit, hamburger, tost vb) gluten içermekte ya da aromalar, lezzet vericiler, kıvam arttırıcılar şeklinde (örneğin aromalandırılmış fındık, fıstık, cips, türleri) dolaylı olarak gluten içermektedir.

Hazır glutensiz besinler

Ticari olarak ekmekten-makarnaya, gofret-ten-krakere kadar pek çok çeşitte glutensiz besin üretilmektedir. Hazır besinler arasında buğday nişastası içerenlerin, glutensiz diyete dahil edilmemesi önerilmektedir. Çünkü yulafta olduğu gibi, buğday nişastanın da üretim sürecinde bir şekilde buğdayla bulaşabileceği iddia edilmekte, ayrıca çok az da olsa protein içerdiği ileri sürülmektedir.

Gluten içermeyen hazır besinlerin Uluslararası Glutensiz Standartlar'a (WHO Codex Alimentarius, 1981) uygun olarak üretilmeleri gerekir. Aksi halde bu besinler, çölyaklıların kullanabilecekleri serbest besin listesinde yer alamazlar. Çölyaklı hastalara her gün farklı çeşit ve içerikte yeni ürünler sunulmaktadır.

Glutensiz hazır besinlerin tatları, genel görünümleri normal ürünlerden farklıdır. Ancak, glutensiz besinlerin bu olumsuz özellikleri, gelişen teknoloji sayesinde günden güne iyileştirilmektedir.

Glutensiz besinlerin olumsuz yanlarından bir diğeri de pahalı oluşlarıdır. Sosyal güvence kapsamında olmayan pek çok ürün nedeniyle, ailenin ekonomik yükü artmaktadır.

Gelişmiş ülkelerde, üretici firmalar tarafın dan çölyaklı hastalara her gün farklı çeşit ve içerikte yeni ürünler sunulmaktadır. Hatta biraz daha ileri giderek, evlere tanıtım amaçlı paketler bile yollanmaktadır. Bu tür uygulamaların, özellikle yeni tanılı hastalara moral desteği olduğu bildirilmektedir. Ülkemizde çölyaklı hastalar için çok az ha-zır ürün bulunmaktadır. Bulunanlar da oldukça pahalıdır. Bu nedenle anneler yaratıcılıklarını kullanarak, serbest olan besinlerle diyeti zenginleştirmektedirler.

Dernekler

Çölyak derneklerinin özellikle yurt dışında çok aktif oldukları, hastalara bilimsel ve psiko-sosyal açıdan çok yönlü hizmet verdikleri iyi bilinmektedir. Örneğin derneklerin, dergi çıkarmak, yemek kitapları yazmak, yeni hastaları bilgilendirmek, bilimsel toplantılar düzenlemek, psiko-sosyal destek vermek gibi pek çok konuda faaliyetlerde bulundukları bildirilmektedir. Son yıllarda ülkemizde de bu konuda sevindirici gelişmeler olmaktadır.

  • 0
Ögeyi değerlendirin
(0 oy)

Yorum yapın

Site İçi Arama